Hızlı ve kolayca markalaşmak istiyorsanız asıl soru “İyi bir iş fikri” değil, “İlk iyi fikir” olmalı. Aklın bedava olduğu bu günlerde, neredeyse her fikir size daha önce üretilmiş gibi gelebilir, çevrenizdekiler bunun daha önce yapılmış olduğunu söyleyebilir. Ama unutmayın, önemli olan bu fikri satılabilir bir çerçeveye oturtmaktır. Ve fikirlerin çoğu sadece fikir aşamasında kalır.
Bulduğunuz fikirlerin bir kısmı uygulanamayabilir, bir kısmı daha önce keşvedilmiş, bir kısmı çok maliyetli olabilir. Ama gerçekten iyi olduğuna inandığınız bir fikriniz varsa onu markalaştırmak için uygulayabileceğiniz 5 taktik vereceğim.
1. Pazarda ilk olan bir fikir bul: İlk iyi fikri bulmak kolay değildir. Çok araştırma yapmak, sadece çevrenizdeki 100 kişinin ihtiyaçlarını değil, geneli ele almak gerekir. Neyse ki günümüzde online ve offline kaynakların çoğu herkese açık, bulduğunuz bir fikrin ilk olup olmadığını anlamak çok zor değil. İnsanların ihtiyaçlarını tespit etmek için çok çeşitli araştırmalar ve anketler var.
İlk fikri bulabilirseniz gerçekten çok şanslısınız demektir. Harvard Üniversitesi Amerika’nın ilk üniversitesidir. Dünya’nın marka değeri en yüksek okuludur. Bunun için milyar dolarlar harcamak zorunda kalmamışlardır. Oysa Amerika’nın ikinci üniversitesi College of William and Mary. Daha önce adını bile duymadınız değil mi? İşte ilk olmak sizi kısayoldan başarıya böyle kolayca götürebilir.
2. Fikrin güçlü bir ihtiyaçtan beslensin: Veya trendleri okuyarak “ihtiyacı siz yaratmalısınız.” Araba bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bir yerden bir yere hızlı ve yorulmadan gitme ihtiyacı. Peki ya Coca Cola? Onun yerine içebileceğiniz bir sürü susuzluk giderici olmasına rağmen Coca Cola günümüzde bir ihtiyaca dönüşmüştür. İnsan vücudu susuz yaşayamaz, Coca Cola’sız değil, nasıl ki su satmayan bir restoran olamazsa, Coca Cola da su gibi vazgeçilmez bir ihtiyaca dönüşmüştür ve her restoranda satılmaktadır.
3. Pazarda ilk olmasan bile algılarda ilk ol: Google’a yazdığın fikirlerin çok büyük bir çoğunluğunun ya web sitesi alınmıştır, ya bir forumda paylaşılmıştır. Peki ya hayata geçmişler midir? Geçseler de markalaşmışlar mıdır? Bu fikri kaç kişi duymuştur? İlk fikri bulamadım diye üzülme, bulduğun fikri cilala parlat ve beyinlerde yerini al.
İlk PC markası nedir? Çoğu insanın IBM’i ilk personal computer üreticisi olarak zikrettiğinden eminim. Oysa ilk PC markası MITS Altair 8800. Kimsenin duymadığı, bilmediği bir marka olarak söndü. Önemli olan zihinlere ilk olarak yerleşebilmek.
4. Bulduğun fikir daha önce bulunduysa kendine yeni bir kategori yarat: Bulduğun fikirde bir ürün üretilmiş ve markalaşmış olabilir, bunu dezavantaj olarak görüp pes etmemeli. Eğer sağlam bir markaysa ihtiyaca dönüşmüş veya ihtiyaçtan beslenen bir üründür, geniş bir hedef kitlesi vardır. Ve bu kitlenin içinde elbette kullandığı ürünü eleştirenler ve biraz farklılaşmasını isteyenler olacaktır.
Miller Lite Amerika’nın ilk yerli birasıdır. Hafif bira içmek isteyen Amerika pazarını kasıp kavurur. Bunun üzerine Amstel, Miller’ın yarattığı dalgayı kullanarak kendine yeni bir kategori yaratır: “Amerika’nın ilk ithal birası” Ve ikinciliğe yerleşir.
5. Kendini değil yarattığın kategoriyi öv: Diyelim ki pazarda daha önce var olmayan bir kategori yarattın, dolayısıyla şuan o kategoride ilk ve teksin. Bu durumda kendi markanı övmek yerine, kategoriyi övüp, bunu bir ihtiyaca çevirebilirsin. Kategorinin büyümesi sana dezavantaj olarak dönmez endişelenme, başka markaların girmesinden korkma. Sen bu kategoriye ilk olarak girdiğin için her zaman en büyüğü olacaksın. Pasta büyüdükçe payın da büyüyecek.
Block Drug isimli New York’lu bir eczacının kurduğu bir şirket var. Diş macunlarıyla sektöre girmek istiyor. Ancak bir sürü diş macunu markası var. Bu firmanın ürünleri de her diş macunu gibi çürüklere karşı savaşıyor, ferahlık veriyor, nefes kokusunu alıyor. Aslında bir diş macunundan tüm beklentileri karşılıyor.
Ama firmanın ayrıştırıcı iyi bir fikri var. “Hassas Diş ve Dişetleri” rahatsızlığı. Hemen kendine pazarda yeni bir kategori yaratıyor: Hassas Diş ve Dişetleri için diş macunu kategorisi. Üretimi yapıyor, adını da bize Hassas Diş çağrışımı yapacak Sensodyne koyuyor.
Bu bulduğu fikri iletişimle cilalama işine giriyor. Tabii ki pazara girince, reklamları “Ben bu kategoriyi ilk yaratanım” diye yapmıyor çünkü müşteriyle iletişim kurarken, müşteriye olan faydasından bahsetmeli. İlk olmanın müşteriye bir faydası yok. Bunun yerine “Hassas diş ve diş etleri soğuk ve sıcakta sızlar” diyor. “Biliyoruz çok acılar çekiyorsunuz ama geçecek” diyor. Aslında çok da önemsemediğimiz bir rahatsızlığın altını çiziyor. Yani eskiden ihtiyacını duymadığımız bir ihtiyaç yaratıyor. Ve sürekli olarak bu rahatsızlığın önemini vurguluyor, kendi kategorisini övüyor, kendini değil.
